İşkencenin Ziverbey Hali ve Zıkkım Saksılar

Kaynak: http://www.haberler.com

Miladi takvime göre zamanı dilimlere ayıranlar 2011 yılını bitirip 2012 yılına geçildiği gece kutlamalar yaptılar. Yaşamını daha çok arap kültürüne endeksli yaşayanlar ise bu kutlamaları gavur icadı olarak kabul ettikleri için o geceyi diğer geceler ile aynı geçirdiler. Bu geceyi sadece bir yılın bitimi ve yeni yılın umutla karşılanışı olarak kutlayanların çoğunluğu evlerinde idi muhtemelen. Bir kısım şuurunu kaybetmiş olanlar ise Taksim’e giderek yılın bir günü de olsa cıbıldak kızları görüp dokunabilme umudu ile kendilerini sağa sola savurup durdular. İçki içtikten sonra kendini kaybeden sapık ruhlu bir kaç kişinin ahlaksızlığını bile neredeyse “masumane” bir davranış olarak niteleyeceğim bir manzara gördüm ekranda.

Adana’ da Büyükşehir Belediyesi tarafından  koni şeklindeki 52 basamaklı iskeleye  saksılar içinde kırmızı renkli 2 bin 700 Atatürk Çiçeği yerleştirilmiş. Ancak alana gelen görgüsüz ve doymak bilmeyen insanlar bu çiçekleri talan etmeyi kendilerine hak görmüşler. Kendini tutamayıp tepelere kadar tırmanan bu sapık ruhlar, ellerine geçirdikleri saksıları sağa sola fırlatıyorlar. Hiç mi onur, şerefiniz veya haysiyet kaygısı taşımıyorlar? Hiç mi utanmadılar ? Okumaya devam et

Garip ve acı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dombıra – Arslanbek Sultanbekov


Türklerin Destansı Müziği ‘Dombra’

Fazla söze ne gerek var ki, Türklerin en eski çalgılarından birisi ile ortaya çıkan ruhun gıdası bu kadar mı güzel olur…Kırgızların milli çalgısı Dombıra – Arslanbek Sultanbekov , dinleyin ve duyun, sözleri de aşağıda… Okumaya devam et

Güzel işler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Füze kalkanı kalkmış, birileri hala Dersim diyor…

Mecliste gün geçmiyor ki, bir vekil diğerini itmesin veya bir vekil kızdığı parti vekilinin birine küfretmesin ya da saldırmasın. Ekranlarda bu kavga manzaralarını görünce de bir belgesel kuşağı izliyor havasına kapılıp, durduğumuz yerde kitlendip kalmamız da kuvvetle muhtemel bir durumdur. Son zamanlarda bir grup vekilin diline “Dersim” konusu takılmış durumda. Ülkede yaşlılar emekli maaş kuyruğunda bekliyor iken, üniversite mezunları işsiz iken, patronlar bol-çalışanlar az kazanıp kölelik sistemi icra ediliyor iken, herşeye rağmen ülkenin ekonomisinin şahane olduğunu söyleyen bir takım akıllılar var iken, ne olmuştu da birilerinin kafasına “dank” ederek Dersim konusu gelmişti acaba. Geçmişini gerçekleri ile öğrenip olayları objektif ve tarafsız değerlendirmek ile yükümlü olan vekiller, ne yazık ki araştırmaya üşeniyor olmalılar ki, sadece onlara söylenenler ile dünyalarını sınırlamışlar. Az önce Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Demirsoy’ un yazmış olduğu “Dersim tartışması nereye gidiştir?” adlı yazısını okudum ve sizlerle de paylaşıyorum. Doğruyu bilmek ve bilmeyenlere de anlatmak zorundayız. Aksi halde, hocamızın da bahsettiği gibi, bundan 50 yıl sonra birileri çıkıp da, şimdiki terörist saldırılarını “ayaklanma” olarak nitelendirebilirler. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Günümüzdeki vatan hainleri, geçmişteki olayları çarpıtıp, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni her fırsatta yıpratmaya çalışıyorlar ise, gelecekte de onların torunları aynı pisliğe devam edeceklerdir. Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Suriye, Arap Birliği, Avrupa Birliği ve Neriman

Merkel-Sarkozy

Başlık da o biçim oldu. Yanlız biraz açmak gerekiyor.
Ortadoğu sorunu görünen yüzü ile Neriman’a neler etti neler! Konuyu açtığımız zaman işte bu duruma da açıklık gelecek.

Birinci Dünya Savaşı’na geri dönelim ve 20 yüzyılın başından bu yana duruma bir bakalım. Kırım Savaşı’ nın da büyük etkisi ile oldukça zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu hızla çöküş dönemine doğru ilerlemekte idi. Kırım Savaşı’ da zaten Osmanlı İmparatorluğu dışındaki diğer tüm dost-düşman devletlerin ortaklaşa planladıkları bir savaş idi. Kırım Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu ilk kez dışardan borç alacaktı. Bu koşulların oluşmasını sağlayan da zaten savaş öncesinde bir araya gelerek karar alan İngiltere, Fransa ve Rusya idi. Osmanlı İmparatorluğu imzaladığı Balta Limanı antlaşması ile de yüzyıllardır çevresine ördüğü zırha da büyük bir delik açmış oluyordu. Bu antlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu içinde üretim yapanlar ile, yurtdışından mal getirenler arasında tartışmasız dengesiz bir durum çizilmişti. Yurtdışından gelen mallar öylesine ucuza satılabiliyordular ki, üretim yapan ustalar da kısa bir süre içinde zarar ettikleri için dükkanlarını kapatma yolunu seçmek durumunda kaldılar. Zaten sanayi devrimini ucundan dahi yakalayamamış olan Osmanlı İmparatorluğu, üretim yapan küçük esnafı da bu antlaşma yüzünden kaybedince tamamen teslim oldu. Üretim yapamayan ve sadece dışardan aldığı mallar ile tüketen bir toplum haline gelme süreci de o dönemde kemikleşmeye başlamış oldu. Yani son 50 yılda değil aslında 200-300 yıldır bu haldeyiz. Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

O da korsan, bu da korsan!

Van’da meydana gelen ikinci deprem ve sonrasında çöken otellerin altında kalanlar için kurtarma çalışmalarını takip ediyorduk ki, son dakika haberi göründü ekranlarda. Bir kişi denizotobüsü kaçırmıştı ve medya yolu ile sesini duyurmak istiyordu iddiaya göre. Aklıma ilk olarak terör örgütü geldi. Başka kim ülkemize musallat olup her fırsatta saçmalıyordu ki! Kendi iradesi değil de üstlerinden gelen emirleri sorgulamadan uygulayan, uyuşmuş beyinlerin depolandığı bir örgüt yaratılmış, onlarca yıldır da bela kusmaktan başka birşey yapmamaktadır. Gerçekler böyle olunca da denizotobüsünü kaçıran terör örgütünden başka birisi olamazdı. Muhakeme gücü olan herkes için görünen budur ve fazla zekaya da gerek yoktur bunu kestirmek için. Medya konu üzerinde fazla durmayınca olayın kontrol altında olduğunu düşündük. Ertesi gün de olan biten herşey açığa kavuştu. KCK soruşturması kapsamında daha önce gözaltına alınıp daha sonra bırakılmış olan biri denizotobüsünü kaçırmıştı. SAT komandoları sayesinde denizotobüsü kurtarılmıştı. Korsanın öldürülmüş olması da önemsiz bir durum bence. Öldürmeyip beslesemiydik! yıllardır birilerini beslediğimiz gibi…

Tabi terör örgütü yanlıları ve siyasi destekçilerinin benim gibi düşünmesi olanaksızdır. Okumaya devam et

Garip ve acı, Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Duvara TosTlayacak Olanlar!

Kaynak: http://www.123rf.com

Başlık kesinlikle anlık geldi aklıma ve yazıverdim oraya. Yazacaklarımla hiç bir alakası yoktur, kaldı ki yazacaklarımı henüz ben de bilmiyorum. Hele fotoğraf tam kel alaka.

Ekran başına nadir geçtiğim olur. Pisliğe bulaşmamak için televizyonlardan uzak durmak gerekir diye düşündüğümden bu yolu seçiyorum. İşte o nadir anlardan birinde mecliste bir tartışmaya tanık oldum. AKP milletvekillerinden Mehmet Metiner ne alaka ise kürsüden “Bu millet faşist yönetimleri, tek partili dönemleri de gördü” diyordu. Tek parti dönemi M.Kemal Atatürk döneminde Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulmuş iken var idi. Daha sonra Atatürk bunun bazı kerizler tarafından “faşistlik” olarak yorumlanma sakıncasını görmüş olacak ki ikinci partinin kurulmasına da ön ayak olmuş. Yani ikinci partiyi de onun fikri ile kurmuşlar. Fakat birbirini yeme ve içerden çökertme kaabiliyeti uzun yıllar genlerimize işlediğinden olsa gerek, bazı Cumhuriyet düşmanları kurulmuş olan bu ikinci partiye doluşup ülkeyi kalkındırma çabalarına baltalayacak girişimlerde bulununca Atatürk bu partinin kapatılmasını istemiş. Yani partiyi kurdurtması değil de kapattırması mı faşistlik oluyor? Ülkemiz büyük kayıplar vermiş, herşeye yeniden başlamaya çalışmakta iken, kalkınmak için atılımlar yapmaya ve bunun için parasal kaynaklar elde etmenin yollarını arıyor iken, her zaman var olan içerdeki hainlerin çelmeleri ile mi uğraşsa idi, yoksa o enerjilerini ilerleme yolunda adım atmaya mı harcasalardı

Nagehan Alçı diye bir kadın türemiş son zamanlarda televizyon ekranlarında pek sık görülür olmuş. Meğerse o da Atatürk’e diktatör diyerek bir çıkış yapmış, ama ben televizyondan uzak olduğum için gündemden biraz geri kaldım. Bugün facebook hesabıma girince öğrendim durumu. Aslında hangi topluluğu temsil ettiğini bilmediğim şu yukarıdaki vekil meğer okyanus ötesinden gelen bir emirle konuşmuş demek ki. Sayısı 1 olsa önceki gece biraz fazlaca kafayı bulmuş ne dediğini bilememiş diyecektim, ama sayıları aynı zaman diliminde birden fazla olunca emrin dışardan geldiği anlaşılıyor. Bunu anlamamak için keriz, bunu farketmemek için az kitap okuyor olmak gerekiyor.  Çok değil sadece 50 senelik geçmiş tarihimizi, olan bitenleri, yurdumuzu satan içerdeki hainleri, topraklarımızı işgal etmek isteyen dışardaki düşmanları, hükümet eli ile kanun haline getirilmiş olan Amerika’ nın çıkarlarını bilip de sonra şu konuşan 2 zavallıya hayret etmek olmaz tabi…

Okumaya devam et

Yazılar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Deprem vergileri nereye harcanmış?

Erciş- kum yığınına dönen Sevgi apartmanının müteahhiti Salih Ölmez...Foto kaynak: Hürriyet

1999 Gölcük depreminden sonra dönemin hükümeti “Deprem Vergisi” adı altında yeni bir vergi icat etmiş idi. Birey olarak her eylemi için devlete vergi ödemeye alışmış olan halk ise bu yeni ortaya çıkan vergiyi sorgulayıp itiraz edememişti. Önce bu verginin geçici olduğu söylendi, muhtemelen Gölcük depreminin yaralarını sarmak için kullanılması planlanmıştı. Ancak bir de baktık ki bu vergi de diğer vergiler gibi kalıcı hale getirildi.

Şu dönemin Maliye Bakanı herkesin sorduğu “Deprem vergileri nereye harcandı? 30 devletten yardım isteyecek hale neden geldik ki? ” sorusunu cevaplamaya çalıştığında bakın neler demiş.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, toplanan vergilerin sağlık, eğitim, duble yollar gibi 74 milyonun ihtiyacını karşılamak için kullanıldığını söyledi.
Burda bir duralım. Nasıl yani? Deprem vergisi yol yapımı için kullanılmış! Bakan şaka yapmış da olamaz. Peki ya 99 yılında deprem vergisi icat eden olmasa idi bu yollar yapılamayacak mıydı? AKP’ nin her fırsatta övündüğü “Duble yol” dedikleri yolların kaynağı yoksa deprem vergilerinden topladıkları paralar mıydı? O zaman kimin parasıyla ne yapıp sonra da neyle övünüyorsun? Ve bu konuda en yetkili bakan bunu basının karşısında söylemeye de utanmıyor. Bu çok ilginç… Okumaya devam et

Garip ve acı, Yazılar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kardeş kokusu değil de kan kokusu almış olmayasın!

Dün, Pazar günü öğle saatlerinde Van’da 7,2 şiddetinde deprem oldu. 7 katlı ve bazılarının da daha 6 ay önce yapıldığını öğrendiğimiz binalar ve içinde insanlar kurtarılmayı bekliyorlar.  Biz de elimizden geldiğince kışlık giyecek gönderiyoruz. Yurdun her yerinden Van’a yardımlar götürülüyor. Şehitlerimize üzülüyor iken şimdi de Van’daki depremzedelere üzülüyoruz. Arabaları sığsın diye kolonları incelten ve bu sebeple yerle bir olan 7 katlı apartmanın altındaki galeri sahibini mi eleştireyim, yoksa kamu sağlığı ile ilgili konularda kendi denetimini hep resmi kurumlara bıraktığı için halkı mı eleştireyim.

Şimdilik bunu bir kenara bırakıp BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın söylediklerini bir kenara not etmek istiyorum. Bu sefer öyle bir saçmalamış ki ciddiye alıp buraya yazmak bile yanlış aslında. Ama yine de zihinlerinde taşıdıkları kini, nefreti çok güzel yansıtıyor.
Demiş ki: “Yardımlarda kardeş kokusu var”…
Yani yuh…Cidden yuh…Apartmanların altında kalanların etnik kimliğini mi soracaktın eğer kurtarma ekibinden olsaydın ey vicdansız…İnsanın aklına “kan kokusu” kelimesi geliyor nedense. Bunu mu demek istedi acaba diye de düşünmeden edemiyorum… Okumaya devam et

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Özerklik ilan eden iki ayaklılar katliam yaptı yeniden!

Küfretmeyeceğim, yazdıklarım küfürden de beter aslında !…

Avrupa ve Amerikalının şapkasında çıktı çıktı "2 ayaklı" çıktı...

13 Temmuz 2011 tarihli bir haber, hatırlarsınız;
demokratik toplum kongresi
( Bir şeyin içinde demokrasi geçiyorsa içine tükürmelidir) genel başkan yardımcısı ve bağımsız Van milletvekili aysel tuğluk ( imla kurallarına uyamadım, özel isim ve özel kurumlar baş harfleri büyük yazılır ya ,tamamen duygusal yani) , “Uluslararası insan hakları belgelerinin tanımladığı haklar ışığında ortak vatan anlayışı temelinde toprak bütünlüğüne ve demokratik ulus perspektifi temelinde Türkiye halklarının ulusal bütünlüğüne bağlı kalarak, Kürt halkı olarak demokratik özerkliğimizi ilan ediyoruz” dedi.
Senin ağzından çıkan her harfe ve de Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine dinamit koymaya yemin etmiş cümlelerinin her birini yine Türkçe söylemene de bir tarafımla gülüyorum. Yiyorsa o özerklik istediğin ve sonrasında kurmak istediğin devlet zannettiğin, aslında yahudinin hamiliğini ettiği birliğinin dili ile söyle de kendi halkını bile anlamasın … Okumaya devam et

Genel, Yazılar kategorisine gönderildi | 1 yorum

Kendine “Şöförüm” Diyen Amele Takımı ve Aşk-ı Memnu

Haberi okuduğumdan beri beyin uyuşması yaşıyorum. Adıyaman’ın Kahta ilçesinde minübüsçüler belediyenin ek hat kararına sinirlenmiş ve tepki olarak belediye binasını yakmak için bir tane minübüsü ateşe vererek bina içine sürmüşler. Bizler de televizyondan filim izler gibim izledik bu faciayı.

Toplum bitmiş yahu…Derin devletin bokunu çıkartacaklarına, zart zurt adında binbir tane sanal örgüt ismi türetip masum insanları içeriye tıkacaklarına, televizyondan canlı yayınlanan bu hayvan dölleri kendine minübüs şöförü diyen amele takımını içeriye tıkmaları gerekmez mi! Hak böyle mi aranır? Kural tanımaz amele takımı sizi. Bizler de zannediyoruz ağalık düzeni son buldu. Nerde pislik orda bir pis beyin var .Ya ağalık düzeninin yok olmasını istemeyen aşiret reisleri halkı ayaklandırır ya da televizyon ekranına yansıdığı gibi münübüs şöforleri “marabalar”ı belediyenin üstüne sürer. Okumaya devam et

Yazılar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın